Donanım

Yapay Zekânın Babasından İnsanı Dert Sahibi Meydana getirecek Izahat

Yoshua Bengio. Bu adı bir ihtimal ilk kez duymuş olabilirsiniz, sadece kendisi günümüzün en popüler yapay zeka araçlarından ChatGPT, Google Bard yada Midjourney şeklinde teknolojilere kavuşmamızı elde eden çalışmaların temellerini atan kişinin ta kendisi, kısaca yapay zekânın babası. Yapmış olduğu son açıklamalar ise yapay zekânın geleceğine ilişkin endişelerin o şekilde bir tek bilim kurgu filmlerinden ibaret olmadığının son kanıtı.

Yazdığınız, söylediğiniz, talep ettiğiniz şeye nazaran size çıktılar veren üretken yapay zekâlar aniden yaşamımıza girdi. Aniden gördüğümüz şey karşısında büyülendik ve ona çabucak alıştık. Artık HS’da bile bazı içeriklerin görsellerini tamamen yapay zekâ ile üretiyor, bunu söyleme gereği bile duymuyoruz.

İşte aslolan çekince de burada başlıyor. ChatGPT, Midjourney şeklinde araçlar fena amaçlarla kullanılmamaları için sınırlandırılsa da aynı teknolojik patikaları takip edip tam olarak fena amaçlarla geliştirilen yapay zekâlar da var. Şöyleki düşünün: Daha 2 yıl ilkin insanların fotoğraflarını çıplak hale getiren mobil uygulamalar gündemdeydi, şimdi fena niyetli birine çıplak görmek istediği kişinin vesikalık fotoğrafı bile yetiyor. Doğal bu işin toplumsal problemler boyutu. Bir de söz mevzusu silahlar ve savaşlardaki fena niyet olunca sular epey bulanıyor.

Elbet endişeler bunlarla sınırı olan değil. Sözgelişi Boston Dynamics robotları her ne kadar silahsız üretilse de alıp üstüne kendi tabanca sistemelerini inşa edenler, hatta sıfırdan silahlı robot üretenler de var:

Peki yakın gelecekte bu robotlar, birisi “Şu kişiyi öldür” söylediğinde gidip öldürecek mi?

Yapay zekânın bu tarz şeyleri yapabilmesi için robotik bir bedene ihtiyacı yok… Peki nükleer savaşlar yada salgınlar kadar fena sonuçlar doğuracak mı, hatta insanlığın varolulşunu tehdit edecek mi?

Bu ihtimaller karşısında hep yüreğimize su serptik ve “Daha çooook var!” dedik. Sadece görüyoruz ki bugüne dek ürettiklerimizi kullanarak kendi kendisine öğrenen bir yazılım, şimdilik çok da fazla insansı olmayan yanıtlarıyla hepimizi şaşkına çevirebiliyor. Bunu yapabiliyorsa etik değerlere haiz olmayan bir robotun öldürme komutunu yerine getirmeyeceğini kim güvence edebilir?

Eğer Hiroşima’ya atılan atom bombası bugün atılacak olsa artık bir uçağa, o uçağı kullanacak bir pilota ve en önemlisi de artık o bombayı bırakan tuşa basacak bir insana ihtiyacımız yok. Hepsi için etik değerlere haiz olmayan bir yapay zekâ kafi!

Bu soruların yanıtını bilemiyoruz elbet. Sadece bizim bilmiyor olmamız sizin için bir anlam ifade etmiyorsa şunu açıklayalım: Yapay zekânın babası bile bu soruların yanıtını bilmiyor…

Yoshua Bengio’yu ilk kez görmüş olabilirsiniz. Sadece günümüzde “üretken yapay zeka” dediğimiz, bugüne dek üretilmiş metinleri, görselleri tarayıp öğürenebilen ve size örneksiz yanıtlar vermeye çalışan sistemlerin babası. 90’lı ve 2000’li yılların başlangıcında Bengio’nun yapmış olduğu emekler, ChatGPT ve Midjourney şeklinde araçların temelini oluşturuyor.

Elbet Bengio kadar etkili ve başarı göstermiş onlarca bilim insanı ve mühendis var, sadece kendisinin görüşleri, bununla beraber yapay zekânın geleceğine de ışık tutuyor.

‘İnsanlığın güvenliğini iyi mi güvence edeceğimizi bilmiyoruz!”

Kişisel internet sayfasında yayınladığı blog yazısında yapay zekânın gelişimiyle yaşanacak potansiyel sorunlara değinen Bengio; bir noktada mevzuyu güvenliğe getiriyor:

“Hemen hemen bir yapay zekâ aracını iyi mi denetim edilebilir hale getireceğimizi ve böylece insanlığın güvenliğini iyi mi güvence edeceğimizi bilmiyoruz! Gene de biz -ben de dahil- bu tür sistemleri inşa etme yolunda hızla ilerliyoruz”

“Büyük seviyede yıkıcı olabilecek bir şeye katkıda bulunmuş olabileceğimiz fikriyle yüzleşmek acı verici”

Yapay zekâ sistemlerini geliştiren ve şu anda kullanan her insanın farkına varmak istemediği tehlikelere ve bu durumun psikolojisine değinen Yoshuo, “Bu tür düşünceleri sindirmek zor olsa gerek. Zor olsa gerek bu sebeple bu düşünceleri takip eden mantıksal neticeleri kabul etmek; kendi rolümüzü, işimizin kıymetini, kendi kıymet anlayışımızı sorgulamak anlamına gelir” diyor ve ekliyor:

“Çoğumuz kendimizi temelde iyi ve erdemli bir amaca haiz olan, üyesi olduğumuz topluluk ya da topluma yararlı olacak bir şeye katkıda bulunan biri olarak görmek isteriz. Pozitif yönde bir imaja haiz olmak, işimiz hakkında iyi hissetmemizi sağlar ve bizlere ilerlemek için motivasyon ve enerji verir. Büyük seviyede yıkıcı olabilecek bir şeye katkıda bulunmuş olabileceğimiz fikriyle yüzleşmek acı verici.”

“İnsan doğası, bu tür olasılıkların tüm dehşetiyle yüzleşmek yerine daha itimat verici argümanlarda rahatlık aramaya yönlendirecektir. Yapay zekânın faydalarını masaya yatırmak, yapay zekânın nükleer cenk ve salgın hastalıklar ile aynı düzeyde fena sonuçlara sebep olma ve hatta varoluşssal risk içermesi durumunu telafi etmek için kafi değildir.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu