Teknoloji dünyasında kimi zaman markaların köktencilik ürünler tasarlayarak iddialı adımlar attığını görmek mümkün. Bu içerikte, Motorola’nın yürekli bir vizyonla tasarladığı Flipout modelinin niçin başarısız bulunduğunu anlatıyoruz.
2010 senesinde piyasaya sürülen Motorola Flipout, klasik dikdörtgen tasarımlara meydan okuyan kare şekli ve o dönem rakiplerinden farklılaşmasını elde eden çevirmeli mekanizmasıyla dikkatleri üstüne çekmişti.
Her ne kadar Flipout, yürekli tasarımı ve yenilikçi klavyesiyle büyük bir tesir yaratmış olsa da maalesef uzun solukta beklenilen sonuçlara ulaşamamıştı…
Aslına bakarsak tasarım oldukça yenilikçi ve radikaldi.
Motorola Flipout, o dönemde akıllı telefonların çoğu zaman büyük ekranlar ve geniş kasa tasarımlarına yöneldiği bir zamanda piyasaya sürülmüştü ve klasikleşen dikdörtgen tasarıma meydan okuyordu.
Flipout, bir tek 66 mm kare boyutlarındaki kasasıyla büyük ve geniş bir telefonu tercih edenlere değil, tam tersine kompakt bir akıllı telefon arayan kullanıcılara hitap ediyordu.
Telefonun en dikkat çekici özelliklerinden biriyse, ekranın alt köşesinden döndürülerek oluşturulan fizyolojik QWERTY klavyesiydi.
Ek olarak, Android işletim sistemi ve Motorola’nın o zamanki yenilikçi arayüzü de telefonun cazibesini artırıyordu.
Sadece, her ne kadar bu özellikler görünürde coşku verici görünse de cihazın gerçek kullanımında birçok problem kendini göstermişti.

Motorola Flipout’un başarısız olmasının en büyük sebeplerinden biri, kullanışlılık mevzusundaki eksiklikleriydi.
Her ne kadar telefonun döndürerek oluşturulan mekanizması kullanıcılara garip bir tecrübe sunsa da cihazın yalnızca 2.8 inç olan minik ekranı ve fizyolojik klavyesi pratikte telefonu kullanışsız hâle geliyordu.
Klavyenin minik boyutları, başta kompakt olduğundan kullanışlı gelse de süratli ileti yazmak isteyen kullanıcılar için büyük bir güçlük yaratıyordu.
Tuşlar birbirine oldukca yakındı ve bu da bilhassa mesajlaşma ve toplumsal medya kullanımında büyük bir engel yaratarak süreci zorlaştırıyordu.
O dönemki büyük ekran trendinin yanında Flipout’un minik ekranı oldukça sönük kalmıştı.

2010 senesinde akıllı telefonlar giderek büyüyen ekranlarla daha oldukca multimedya odaklı hâle geliyordu.
Fakar Flipout’un küçük ekranı kullananların beklentilerini karşılayamadı ve hem video seyretmek hem de internette gezinmek için oldukça yetersiz kaldı.
Bu durum, bilhassa toplumsal medya ağırlıklı kullanımlar için de büyük bir hayal kırıklığıydı.
Ufak boyutuna karşın cihazın pil performansı da ortalamanın altında kalmıştı ve bu da kullanıcılara negatif bir tecrübe yaşattı.
Özetle, Motorola Flipout, yenilikçi ve köktencilik tasarımıyla dikkat çeken bir akıllı telefon olsa da ergonomik kullanımdaki eksiklikleri sebebiyle başarısızlığa mahkûm oldu.

